“Bir sitenin tasarımı mı önemli, yoksa içeriği mi?“
Web tasarım, yanlızca tasarımdan ibaret olmadığı gibi, kullanılabilirlik de sayfanın ortasına görülebilir şisko bir düğme koymak değildir. Kullanılabilirlik, CAZİBELİ OLMAKTIR. Eğer bir sitenin ziyaretçilerinde, siteyi yeniden ziyaret etme arzusunu yakalayabiliyorsak; ziyaretçilerin hedeflerine ulaşmalarını kolayca sağlayabiliyorsak işte o zaman bu siteyi CAZİBELİ bir hale getirmiş oluruz.
Bazı Türkçe içerikli site, blog ve forumlarda birçok kişi şu soruyu soruyor:
“Bir sitenin tasarımı mı önemli, yoksa içeriği mi?“
Bu sorunun ardında yatan asıl soru "Kullanılabilirlik" tartışmaları. Birçok kişi, sitelerin kullanılabilir olması gerektiğini söylüyor ve tasarımın arka planda kalması gerektiğini belirtiyor.
Bu tartışmalardan çıkan her iki sonuca da katılıyorum. Evet kullanılabilirlik önemlidir ve evet, tasarım da önemlidir.
Fakat sanırım bu tartışmaların iki uç noktasında bulunan kişiler birşeyi unutuyor. En iyi tasarım bile kullanılamıyorsa hiçbir işe yaramaz. Eğer kullanılabilen bir site kötü bir tasarıma sahip ise aynı özellikleri taşıyan fakat daha iyi tasarlanmış bir site, kötü tasarımlı ama kullanılabilir sitenin ziyaretçilerini kendisine çekecektir.
Web tasarım, yanlızca tasarımdan ibaret olmadığı gibi, kullanılabilirlik de sayfanın ortasına görülebilir şisko bir düğme koymak değildir. Kullanılabilirlik, CAZİBELİ OLMAKTIR. Eğer bir sitenin ziyaretçilerinde, siteyi yeniden ziyaret etme arzusunu yakalayabiliyorsak; ziyaretçilerin hedeflerine ulaşmalarını kolayca sağlayabiliyorsak işte o zaman bu siteyi CAZİBELİ bir hale getirmiş oluruz.
Kullanılabilirlik (işlevsellik, olasılık tasarımı vb.)+Tasarım (akıllı ve arzu edici görsel elementler)= CAZİBE
Fakat yukarıdaki formülün kolay bir açılımı yok. "4 adımda kullanılabilirlik" ya da "En iyi tasarım pratiği" diye bir kavram yok şu an Web'de. 10 yıllık sektörde daha yeni yeni standartlar ve kurallar tartışılmaya başlandı fakat daha herkesin kolayca kullanabileceği bir formül geliştirilmedi. Daha buz dağının su üstünde görünen kısmı kadar yol alabildik sektörümüzde. Kullanılabilirlik ile uğraşan herkesin ismini iyi bildigi Jakob Nielsen’in "Top 10 Kullanılabilirlik Kılavuzunu" takip etmek ile bitmiyor bu iş. Evet, bu kuralların hepsi doğru fakat "işte bunlar kurallar ve ben bunları takip edersem herşey yolunda gider" yaklaşımı doğru değil.
Buna en iyi örnek, Quixtar websitesi sanırım. Daha birkaç ay öncesine kadar, verdiğim linkteki website tasarımına sahip olan Quixtar, 2 milyar doları geçen işlem hacmi ile dünya üzerindeki ilk 10 e-Ticaret sitesinden birisi idi. Sizinle bahse girerim ki bunu okuyanların yüzde 95’i, Quixtar’ın ismini bile duymadılar daha önce. Peki, Nielsen’in 10 kuralının 10’nunu da yıkan, bu tasarımı çirkin site, 2 milyar dolar nasıl kazanır? Sitenin içine Quixtar numarasız girip, ürünlere bile bakmazken, böyle bir sitenin başarısını hangi kriterler ile karşılaştıracağız?
Sinema sektörünün ilk başladığıi dönemde, kamera sabit, oyuncular sanki tiyatro sahnesindeymiş gibi sabit kamera önünde oynuyorlardı. Kameranın sabit olmaktan çıkarılıp, etrafta gezdirilmesi için geçen süre tam tamına 25 yıl. Peki biz neredeyiz web sektöründe bu örnekten hareketle?
Gino Bartali, inanılmaz bir bisikletçi. Gino, Tour de France bisiklet yarışını 10 yıl ara ile 2 defa kazanmış bir kişi (1938 ve 1948). Iki zaferin arasında 10 yıl olmasının nedeni ise 2. Dünya Savaşı nedeniyle Tour de France'ın yapılmaması. Gino'dan bahsetmemin nedeni, kendisinin ikinci yarıştığı yıl olan 1948'de hiç kimsenin aklına gelmeyecek birşeyi yapmadı. 1948'den önce, bisikletlerde vites yoktu. Bisikletçiler, yokuş yukarı çıkmadan önce, bisikletten iner, arka tekeri çıkarır, ters çevirip, büyük çarkın olduğu yere getirip tekeri yerine takıp yokuş yukarı çıkardı. Yokuş aşağı ineceği zaman da, bunun tam tersini yapardı.
Gino, kimsenin aklına gelmeyen birşeyi yaptı. Bisikletten inmeden çark değiştirdi. Yani bugün ki anlamı ile vites olayını icat etti. Bulduğu bu mekanizma (işte burada resimde görülüyor) o zaman göre inanılmaz birşeydi ve 1948'de herkes, bisikletçilikte daha ileri gidilemeyecegini, herşeyin bulunup icat edildiğini söylemeye başladı. O zaman için söylenenler doğru idi. Vites değiştiricinin kullanılması ile yarışlarda ki hız arttı.
Aranızda bisikletçilikle ilgilenen var mı bilmiyorum ama eğer bugünki yarış bisikletlerine bakarsanız, görürsünüz ki.. 1948'de söylenenler tamamen yanlış çıktı. O zamandan bu zamana birçok şey değişti. Bartali'nin kullandığı vitesin ağırlığının yarısı ağırlıkta bisikletler icat edildi ve biliyorum ki daha birçok yenilik olacak ileriki yıllarda.
Web de çok farklı değil. Biz bisikletçilik örneği içinde daha 1930'lardayız. Sinema örneğine göre kameramız halen sabit. Ve ben, web sektörünün gelişeceğini, kullanılabilirlik mi, yoksa tasarım mı tartışmalarına ilerde güleceğimizi biliyorum. İleride bir gün, elimizde bir siteyi hem kullanılabilir , cazibeli, dinamik ve kullanıcı-odaklı yapacak sihirli iksir olacak. İşte o zamana kadar, bize, elimizden geldiğince değişik metodları kullanarak, sektör hakkında herkesi bilgilendirerek, ziyaretçimizi memnun ederek calışmalarımıza devam etmek kalıyor.
Kaynak: www.turk.internet.com